
Carl Strathmann’in yaklaşık 1900 tarihli bu son derece özgün ve büyüleyici eseri, Art Nouveau ve Sembolizm akımlarının sınırlarını zorlayarak aşk ilanını grotesk, tekinsiz ve bir o kadar da mizahi bir masal estetiğiyle yeniden tanımlıyor. Sazlıkların derinliklerinde, elinde kuğu motifli lir benzeri bir enstrüman tutan pul kanatlı, mercan taçlı mistik deniz yaratığı ile ona küçük bir kayıktan eğilerek çiçek uzatan abartılı, tiyatrovari kıyafetler içindeki bir saray palyaçosu arasındaki bu karşılaşma, adeta gerçeküstü bir rüyayı andırıyor. Strathmann, figürlerin giysilerindeki, yaratığın kuyruğundaki ve doğanın detaylarındaki ince, adeta mücevher gibi işlenmiş mozaikvari desenlerle Art Nouveau’nun dekoratif zenginliğini zirveye taşırken, kompozisyondaki yoğun yeşil ve kızıl tonların tezatlığı sahneye hipnotize edici bir canlılık katıyor. Eseri asıl büyüleyici ve akılda kalıcı kılansa iki farklı dünyaya, belki de iki farklı yanılsamaya ait bu marjinal figürlerin arasındaki ironik tutkuyu ve absürt çekimi, dönemin dekadan sanat anlayışıyla birleştirerek izleyiciyi hem karanlık hem de büyüleyici bir hicvin ortasında bırakmasıdır...