Sienalı Azize Catherine’in ruhani dünyasındaki en sarsıcı anlardan birini, iblisler tarafından kuşatılmasını ve maruz kaldığı mistik azabı gözler önüne seriyor. Eseri asıl hipnotize edici kılan unsur, azizeyi çekiştiren, ona sopalarla saldıran ve tırnaklarını geçiren canavarca figürlerin yarattığı kaotik vahşet ile Catherine’in yüzündeki akılalmaz teslimiyet ve sükunet arasındaki keskin tezatlıktır. Altın varaklı kutsal atmosfer, dünyevi ve ruhani olanın çatışmasını derinleştirirken, iblislerin grotesk, hayvanımsı ve adeta hiyeroglif benzeri tekinsiz formları, dönemin günah ve korku algısını zamansız bir sanat estetiğine dönüştürüyor. Azizenin üzerindeki siyah beyaz rahibe kıyafetinin saflığı, etrafını saran karanlık gölgelere meydan okur gibi parıldıyor, bu sayede resim, yalnızca dini bir anlatı olmanın ötesine geçerek insan ruhunun içsel karanlıkla, şüpheyle ve acıyla verdiği o ebedi savaşı anlatan büyüleyici bir başyapıta dönüşüyor...