
Mutfağa geçtikten sonra bir süre etrafa bakıp sessizce birbirimizi izledik. Sigaramı yaktım ve dumanını tavana doğru üfledim.
Eddie, "Biliyorsun," dedi, sesi biraz kısık, "hala kontaklarım var ve burası bizi farketmeleri için doğru yer. Birlikte burayı adam ettikten sonra paraya para demiyeceğiz."
Karşısında masaya yasalanan Jimmy omuzlarını silkti, etrafına baktıktan sonra mutlu bir yüz ifadesiyle konuştuç "Burası harika bir yer Eddie, Burası bizim dünyamız ve onu pişiren aşçılar olacağız." dedi, sanki konuyu kapatmak ister gibi.
"Her şey güzel olabilir Eddie, burayı nasıl açtığın konusunda bizi aydınlatır mısın adamım?" Eddie başını salladı, sorduğum sonu onu belli ki onu rahatsız etmişti. Yerinden kalktı. "Bana ne demeye çalışıyorsun? Sikik çeneni kapalı tutmalısın Nick!"
Bu söylediğinin karşısında sigaradan nefes alıp dumanı burnumdan verdim. "Sana verdiğimiz paralardan bahsediyorum Eddie. Bu hayatın içinde ne kadar hayatta kalabileceğimizi bilmiyorum. İyi kazanıyorum ve sana gerektiği kadarını veriyorum. Eğer sana verdiğimiz parayı birine gönderiyorsan en azından kim olduğunu bize söylemen gerekir." Konuştuktan sonra Jimmy'e bakarak destek beklesem de polyanna olmaya niyetli gibiydi, belki sadece sorun çıkmasını istemeyen bir adamdı.
Sessizlik kısa sürdü, Eddie hunharca üzerime yürüyerek bana bağırmaya devam etti ve onu hafifçe ittirdim. Karşılığında beni itti. "BANA SAKIN DOKUNMA SENİ DOMUZ HERİF, EĞER BUNU TEKRAR YAPARSAN SENİ TOPRAĞIN ALTINA GÖMERİM!" Konuştuktan sonra Jimmy onu alıp oturttu. Gergin günlerinde olduğu belli olsa da sakinleşti. "Bak... Bağlantılarım hala yerinde duruyor tamam mı? Eğer bana para veriyorsan ve kime verdiğini bilmiyorsan bu benim bilmeni istemediğim içindir. Burası bizim çıkış biletimiz olacak ve onların dikkatini çekmemiz için harika bir yol. Sadece bana inanın." Oturduğu yerde benimle bakıştı ve bunu kapattık.
Yaşadıklarımdan bahsettim, sigaramı öldürdükten sonra devam ettim. "Geceleri telefonum çalıp dışarı çıkmak için hazır bekliyorum. Bazen de bazen düşünüyorum," dedim sonunda, sesim neredeyse fısıltı gibiydi. "Ailem soruyor, 'nasıl kazanıyorsun bu parayı' diye. Yalan söylüyorum. Her seferinde yalan söylüyorum. Anneme bile yalan söylüyorum artık, alışkanlık oldu."
Eddie güldü ama gülüşünde hiç neşe yoktu. "Hepimiz yalan söylüyoruz. O yüzden burada oturuyoruz, yalan söylemeyeceğimiz tek yer burası. Sahiden, ondan da emin miyiz?" Eddie tekrar güldü.
Eddie, önde kollarını bağladı güler yüz ve buruktu. esi biraz sertleşti. "Uzun süredir birbirimizi tanıyoruz, her gün bu birlikte vakit geçiriyoruz, ama kimse kimseye 'ben korkuyorum' demiyor. Kimse 'bu gece uyuyamadım çünkü şu iş kafamı yiyor' demiyor. Sadece kahve içiyoruz, sigara içiyoruz, kurabiye yiyoruz ve kaba şakalar yapıyoruz, sonra herkes evine gidip kendi başına o ağırlıkla yatıyor."
Jimmy sigarasını yaktı, uzun bir nefes çekti. "Sen bugün neden böyle konuşuyorsun?"
Mutfaktaki herkes birbirlerine baktı — kısa, garip bir an. Sonra sigara paketimi uzattım ve kouyu değiştirdim. Futboldan, beyzboldan ve günlük şeylerden konuşmaya başladım. Ve herkes rahatladı, çünkü gerçek konuşmanın yükü çok ağırdı, hiçbiri onu taşımaya hazır değildi. Kahveler bitti, sigaralar söndü, ve her biri yine kendi sessizliğine döndü.
(( Suç dünyası, içinde aktif olarak yer alan, bu dünyaya maruz kalan veya kurban olan bireylerin üzerinde derin ve kalıcı psikolojik hasarlar bırakır. Bu ortamın yarattığı tahribat, bireyin zihinsel sağlığını, algılarını ve sosyal ilişkilerini tamamen altüst edebilir. ))