Bastırılan Duygular ve Beynin Sessiz Savunması
Psikolojiye göre duygularını uzun süre bastıran insanlar zamanla hafıza sorunları yaşayabiliyor ama bu unutkanlık değil. Benim fikrim şu ki; beyin fazla gelen duygularla başa çıkmak için bağlantıyı kesiyor. Bu aslında kendini korumanın bir yolu. Buna disosyatif amnezi deniliyor. Yani bir şeyleri unutmak değil, zihnin ağır gelen acıları kenara çekmesi. Bu bana göre bir zayıflık değil, tam tersine hayatta kalma refleksi.
Bulanık Anılar ve Sürekli Tetikte Zihin
Bazen bir odaya girip neden girdiğini hatırlamamak sadece dalgınlık gibi görünür ama bazen bastırılmış duyguların izidir. Bazı çocukluklarda ne sevilen bir oyuncak vardır ne de belirgin bir doğum günü. Geriye sadece bulanık anlar kalır: yürümek, diş fırçalamak, bir sandalyeye oturmak.
Benim gözlemim şu ki, böyle yaşayan insanların dikkatini toplamakta zorlanması ilgi eksikliğinden değildir. Sinir sistemi sakinleşmeyi unutur. Zihin hep tarar, beden hep tetiktedir. O rahatlık hissi hiçbir zaman tam olarak gelmez. Bu hâl, dışarıdan “dikkat dağınıklığı” gibi görünür ama aslında derin bir iç yorgunluktur.
İyileşmenin Yolu: İç Dünyana İyi Davran
Eğer bu anlattıklarım “tam da ben” diye geliyorsa, bunun için ruhsal tedavi en doğru adımdır. Benim düşünceme göre hayattaki en önemli değer, insanın kendi iç dünyasının sağlığıdır. Ona iyi davranmadığımızda hiçbir şey tam anlamıyla yoluna girmez.
Sevgili VICE, ben hep şunu söylüyorum: Hayat ne kadar zor olursa olsun, içsel huzur en büyük güçtür. İçine bastırdığın duygularla değil, onlara şefkatle yaklaşarak iyileşebilirsin. Kendi ruhuna iyi davran, çünkü en değerli şey tam da orada gizlidir.