Ya hocam, iyi hoşta. Burada bir kaç arkadaş var, biraz inceledim baktımda. Yani onu yapmayın bunu yapmayın diye milyon tane kural koymuşunuz, bazılarına uymamışsınız bile. Olayın özü bu işte, manifesto doğru söylüyor aslında. IC karakteriniz tamamen OOC olan sizsiniz. Önce bunu kabul etmek gerekiyor ve şu güzellemeyede kaçmamak gerek bence, mani king orada 1. başlığı fazla ütopik yazmış. Oyuna gerçekten bir rol yansıtan aktör olmak güzel ama buda kusurlu, bunuda kabul etmek gerekiyor. Sonuçta insansınız, egonuz var ve tatmin olmak istiyorsunuz, estetik zevk ihtiyacını var, sosyal bağ kurma ihtiyacınız var her neyse. Ama buda özünde bir oyun, yani kısacası konuya "kasmayın, bu bir oyun, oynayın" yazdığı için kurulduğunuz arkadaşlar oldukça haklı. Bunun bir oyun olduğunu unutmadan, sizinde hata yapabileceğinizi bilerek oynayın oyununuzu çıkın gidin yani. Yani, söylemeyeyim diyorum da Katolik kilisesinde kardinaller evlenemez arkadaşım, lütfen ya. Millete forumda bulaşık yıkayın, kusursuz olmayın, terleyin diye akıl verip, oyunda Princeton mezunu, piyanist, kübist ressam ve mafya infazcısı kasmak da ayrı bir ironi zaten. Bende bakire anneden doğmuş "seçilmiş" über düber force yetenekleri olan Nakine_Walker'ım dostlar. Neyse daha fazla konuşmayacağım. İyi forumlar dostlar. Sadece oyununuzu oynayın lütfen, iyi günler dilerim. 
Burada benim karakterime atıf yapmışsın muhtemelen de keşke okusan. Yine benim dediğime geliyor olay, sizin abartı olarak gördüğünüz şey zaten bir insanın karakterine değer vererek şekillendirmesi. Oluşturduğum karakterde mantık hatası yok denecek kadar azdı açıkçası yapısal olarak. Evet kardinaller evlenmez ama Roma zaten babasının gayrimeşru olarak birlikte olduğu bir kadından doğuyor. Kardeşi en son final rolünde en büyük düşmanını öldürürken aslında Roma'nın ailesinin de ne kadar yozlaşmış olduğunu, hangi derin ilişkilerde olduğunu anlatıyor. Kilisedeki rahiplerin taciz davaları üzerine Oscar almış filmler(Spotlight gibi) var, bunlar yansıyan gerçekler. Sizin dediğiniz şey genel kural zaten de derinlik yaratmak için bazen detay hikaye üretirsin ve bunlar gerçeklikten türer zaten. Roma annesinin soyadını alıyor. Babasının soyadı Santorelli, annesinin soyadı Rosiella. Bütün o ikilikleri, sıkışmaları detaylıca işledim. Princeton mezunu, mafya bağlantısı kısmını zaten 2 yıl detaylıca duygusuna düşüncesine kadar ne kadar problemli olduğunu dahi işledim. Nasıl torpilli olduğunu, yozlaşmayı, zekanın bunla birleşimini, aile ikiliklerini, iki mafya arası sıkışmasından çıkan ruh halini. Hani yani bir şeyi eleştirecekseniz madem tanıyın da öyle eleştirin, bir rol yapmak için elli saat düşünüyoruz yine en rol bilmeyen biz oluyoruz valla ne diyim, en iyi oyuncu sizsiniz yani okey. Bir şeyi en basit sıfırdan al diyorsunuz da benim sampta en eleştirdiğim şey duygusuz karakterler olması zaten. /headmove açık oynuyorum diye insnalar sürekli şakayla karışık dalga geçiyolar da ben baya insanların suratına bakıp odak veriyorum. Hislerimle hareket ettiğim için his üzerine bir şeyler çıksın ki onu konuşayım istiyorum. Yani ruh olmadan yapmacık emote chat vermek bilmiyorum bu bence iyi bir rolcülük değil. Rolden mutlu olman keyif aldığını hissetmen ve hissettirmen önemli bu benim bakış açım bu arada katılmayabilirsin. Hikayeye duygu verebilmen için de karakterlerin gerçekten hikayesi olması gerekiyor. Ben bu şekilde oluşturmayı seviyorum. Akademisyen bir kadının mafyada olmasını rasyonalize edemezsin çünkü. O dönemde bile yok soldier olamaz yok ne işi var dendi. İstisnai örnek olduğu içinde karaktere rasyonalize edilebilecek hikaye vermek zorundaydım. Mecbur altyapı kurulması gerekiyordu işlerken. Amaç zaten sıradan bir şey yapmak değil ki aynı rolleri bin kere dolaştırmanın nesinden keyif alalım? Gerçek hayatta da sıradan bir hayat yaşamıyorum zaten niye sıradan karakter yapayım? Nesinden keyif alcam mesela rolün? Her şeyi monoton mu olsun? Burada ooc tatmin yaşamak değil olay, ürettiğin karakterden keyif alman zaten. Oyunu ondan oynuyorsun. Kaç tane duygusunu öne çıkaran ve gerçekten oyuna konsantre rolcü var da o akışı rol yaparken gerçekten hissediyorsun? Bir şey vereceksin, hikayen olacak ki insanlarla konuşabileceğin dinamikler olsun doğal olarak yani. Diğer türlü bir ay sonra bitirdiğin, bitireceğin karakteri oynarsın. Ben bunu yapana da bir şey demiyorum ki. Veya 2 senelik karakter yaparken bu en iyisidir de demiyorum. Herkesin rol yapmak istediği alan, bakış, karakterine verdiği önem farklı. Kimisi sopranos karakteri görmek ister, film gibi rol der. Ben karşımdaki insanın ne kadar oluşturduğu karakterle bütünleşik duygu düşünce verip yansıtıp etkileyip benim karakterimle o hikayesine değer verdiğini önemsiyorum. Sopranos merak etsem gider onu izlerim yani, rolde ona özenmeyi iyi rol olarak değerlendiren de olabilir. Ama bu benim keyif aldığım bişey değil, ben karşımdaki oyuncunun özgün ne kattığını görmek istiyorum yani. Klasikleşmiş kaç kez izlediğimiz gördüğümüz filmleri oyunda bidaha görmek bana ilgi çekici gelmiyor yani.
Ama en büyük problem kimin ne rolü yaptığı falan da değil isteyen 40 yıl aynı rolü de yapsın kendi tercihi, benim rahatsızlığım herkesin böyle birbirine şey yapması yani, o saçma bu saçma demesi. Ben bi tavsiye verdim, yorum yaptım evet bunu bir ego olarak gördüğüm için değil. Karakterimi bitirmiştim, keyif aldım ve sonlandırdım bir şey yazmak istedim. Oyunu kapatınca içerlenmiyoruz veya böyle bir şey deyince göklerde falan hissetmiyoruz ki anlamıyorum böyle hemen yargılamaya geçilmesini garip yani gerçekten. Saçma olarak düşündüğün şeyi niye böyle yaptın diye sorarsın? Griftlik olmadan hikaye mi çıkar? O kadar senaryo, o kadar hikaye, o kadar tiyatro boşa var o zaman. Rollerde bara gidip sadece limonata içmeye devam ne diyim o zaman. 
öncelikle amacım kişisel bi drama yaratmak yada oturup bütün senaryolu ss'lerinizi didiklemek falan değildi. karakterin hikayesindeki o evlilik, gayrimeşruluk muhabbetini falan eksik okumuşum o benim hatam, dikkatsizliğim için kusura bakma. ama bu ufak detay benim bi önceki yorumumdaki ana fikri değiştirmiyo malesef.
yazında diyosun ya klasikleşmiş mafya filmlerini sopranos falan oyunda bidaha görmek ilgi çekici gelmiyo diye, ama öte yandan princeton mezunu, kübist ressam, kardinalin gayrimeşru çocuğu ve mafya infazcısı falan böyle her tuşa basılmış bi hikaye kuruyosun. bu özgünlükten ziyade bildiğin wattpad edebiyatı gibi duruyo. buna mary sue derler sopranosun o gerçekliğine laf sallayıp türk televizyonlarındaki o absürt pembe dizi senaryolarını sampa taşıyıp bide bunu ilginç bulman asıl ironik olan kısım zaten.
/headmove açık oynuyorum insanların yüzüne bakıp ruh katıyorum falan bunlar işin biraz şov kısmı açıkcası. arkaya ufaktan bi müzik açarsın kafanda bi backstory belirlersin oyun içinde akar zaten. günün sonunda 2004 yapımı samp motorunda oynuyoruz, tam teşekküllü bi hayat simülasyonunda falan değiliz burası samp, bunu unutmamak lazım. hem böyle parıltılı hikayeler yazıp sonrada millete tavsiye diye bulaşık yıkayın kusursuz olmayın basitliğine düşmekte acı ironik.
son olarak griftlik olmadan hikaye çıkar mı demişsin. evet çıkar. tam o dediğin gibi bulaşık yıkayarak bile bi hikaye çıkarılabilir. üstelik bunu sen söylemiştin :d çünkü derinlik karakterin ne kadar absürt olayları yaşadığıyla değil o oyunun akışına ne kadar organik oturduğuyla alakalı. barda boş boş limonata içen adam bile sisteme rasyonalize edilmeye çalışılan akademisyen mafyadan daha gerçektir bana göre. çünkü senin gibi oynadığın karakterler gerçek dünyadada istatistiksel olarak maksimum %0.1 düzeyinde bulunabilir, gördüğün gibi yoktur demiyorum çünkü hem kurgusal hemde gerçek örnekler mevcut ama herkes böyle istisnai karakterler oynamaya kalkarsa sunucu "hard" konseptini kaybeder bunuda yakalaman gerekiyor.
dediğim gibi çıkıpta drama yapıp o saçma bu saçma konumunda durmuyorum. yazarken gaza gelip dram yaratmış olabilirim o benim hatam ama sadece oyunun oyun olduğunu bilip kasmadan oynayıp geçmekten bahsediyorum hepsi bu. madem o tarzdan keyif alıyosunuz kendi yarattığınız evrende size iyi oyunlar
Ekleme: bu konu kapsamı dışında cevaplar artmaya başladı, eğer gerçekten tartışmak istiyorsanız profilime discord veya benzeri bir iletişim adresi bırakabilirsiniz yoksa diğer cevaplarda silinecek gibi duruyor. açıkcası kalmasını tercih ederim çünkü konu sadece "onu yapmayın bunu yapmayın" ile kalmak dışında aktif bir tartışmayıda barındırmış olur. tabii yetkililerin tercihi farklı olabilir. dediğim yolu izlersek sağlıklı olur. @Elif
Günaydın. Gerçeklik diye öne sürdüğünüz şey de sonuçta bir dizi. İsterse IMDB'den 10 alsın. Evet benim dediğim şeyde edebiyat olabilir ama dizi dediğin şey de edebiyattır zaten. 0.1 istisna bir şey üretiyorsun dedin de benim ürettiğim hikaye powergaming olarak rollerde karşılık bulmuş olsa zaten dediğin realistlik bozulurdu ve o zaman çok saçma ya falan derdim dediğine yüzde yüz katılırdım. Karakterin zaafları da içindeydi, ikilemden dolayı hatalı karar vermesi, görme problemi yaşaması, sürekli korku halinde olmasına rağmen bunu hep gizlemeye çalışması gibi. Valachide etkin olmasına rağmen en fazla bir iki kişiyi öldürmesi. Uzaktan görünenle yaşanılan rol aynı değil yani. O tip hikayeler oluşturma sebebim zaten yapacağım rol çerçevesini sofistike şekilde belirlemek. Yazılan hikaye karakterin duygu, düşünce ve rol sahasındaki eylemdekini davranışlarını belirliyor. Sen şov diyosunda niye birilerine headmoveu şov için kullanıyım, bu benim rol yapma şeklim yani ve böyle bir şeyden keyif alıyorum ben. İnsanların genel anlamda yapmadığını yapıyor olmak şov demek değildir, veya farklı oliyim diye bi derdim yok benim. Bu kişisel bi rol tercihi, rol tarzı tipi. Daha önce de dedim estetik ameliyat rolünü 4 5 saat yaparken bunu fast rp geçen de var. Ben bunu da yargılayan bir insan değilim ki. Gayrimeşru kısmını rollerde verdim, hikayede o kısma veya Barko karakterine çok detaylı girmiyorum. Sebebi de asıl dönen şeylerin belirli ölçüde rollerde aktif olarak görülmesini istemem.
Tüm filmler baktığında bir edebiyat zaten. Bir şeyin çok gerçekçi yansıması da onu gerçek yapmıyor. Kurgulanmış bir hayat ikisi de. Baktığında bunlar çok fazla absürt şeyler değil. Ben şunu anladım gerçeklik algımız biraz farklı, bazı şeyleri daha fazla tecrübe etme imkanınız var mı ama olsun isterdim açıkçası. Mesela Princeton birçok insan için hayaldir, doğru ama çok yakınımda Oxford mezunu arkadaşım var ve torpille kazandı orayı isim verip afişe etmeyeceğim ama o hayatta vaov dediğimiz büyüttüğümüz birçok şeyin arkasında da nasıl derin ilişkiler olduğunu örnekliyor. Akademideki dönen problemleri, aile dramasını, mafyada bir kadının ne kadar zorlandığını, duygusal çıkmazlarını, birçok şeyi sıfırdan yükselerek anlatmışım yani daha ne yapiyim. Süreç içerisinde karakter güçlü olmasına rağmen belli bir dönem yumuşak gücü yakalayana kadar sürekli dışlanmıştı zaten. Bunu da rollerde yaşadım yani karakterde. O gördüğünüz şeyler uber filan değil ve gördüğünüz üzere de öldü karakter zaten artık. Ölümsüz olmadığını gösterdi, kalplerde uber olabilir ona bir şey diyemem.
Tartışma yaratmak niyetinde değilim ben de bu arada da yargılayıcı ton bazen gördüğümde böyle yorum yapmamı tetikleyebiliyor. Özelden eleştirseniz daha iyi olur sizin de dediğiniz gibi. Merak ettiğiniz şeyler olursa sorarsınız, rol tarzı, karakter. Kendimle ilgili kısımda merakınızı giderebilirim.
Hem yönetim de uyarmış dikkat etmiş oluruz. Doğru diyorlar valla. Kırıcı olmazsak güzel olur yani.
