Roma'nın günlük defterinden alıntılar;Ben Roma, yaklaşık 9 10 aydır vakit geçirdiğim bu Vice şehrinde akademisyenlik hayaliyle yola çıkmıştım. Önce kütüphaneyi işletmek, sonra bir sanat galerisi açmak. Ardından birçok işi organize etmek ve belki medya patronluğuna kadar yükselme amacında lobi faaliyetleri yürütmek... Tüm bunları yaparken kara para aklayan, tarihi eserlerden mücevherata, restorandan, yapılacak anlaşmalardaki arabuluculuklara kadar geçen serüven neye işaretti? Makyavelist hedeflerle çıktığım yolda Valachi Ailesi'ni Salvinilerden korunacak bir liman olarak görürken kopamayan bağlantılarımın arasında kalan Araf'ta oluşum muydu gerçekliğim? Yoksa bütün hırs ve mücadeleyi bir kenara bırakan iyi huylu, değerli olduğunu düşündüğüm mutluluğumun hiçbir zaman gelemeyeceği karamsarlığına kapılışım mıydı? Bazen köşe yazılarında yazarken ekiplerin bilinçlerini artırma hayaline kapıldım. Fakat aslında en büyük girdabın içinde olan bendim. Hiçbir zaman nereye oturtmak isteseniz renginden belirginliği kopmayacak birisi olmak ne kadar da zordu. Ben aslında sadece hayatta kalmak istemiştim. İnsanlar bir yolda ikisini aynı anda seçemezdi. Çok mu hevesliydim, çok mu uğraşıyordum bilmiyordum. En yakın arkadaşımı kaybetmiştim. Kime güvenecektim? İnsanlar beni sevdiği için mi, güçlü olduğum için mi, işe yarar olduğum için mi destekliyordu? Tüm bunlara dair cevaplar, kafamdaki soru işaretlerini gidermeye yetmiyordu. Samimiyetten giderek uzaklaşıyordum. Kara para akladığım dünyanın içindeki karanlığa gömülüyordum elmas gerdanlığımın içinde. Babamdan bana kalan son şeydi. Onları da kaybetmiştim bu yolda. Belki de gerçekten karanlığa gömülecektim. Shiny'nin toprağın altına girmesi gibi. Ben de toprağın altında simsiyah bir ekran görecektim sadece...