ROMA ROSIELLA VICE ŞEHRİ SENATO ÜYESİ ASSOCIATE PROFESSOR | TOPLUM & DÜŞÜNCE • HAFTANIN YAZISI KİM ÖZGÜR? Uzun zaman sonra yeni çıkacak dergimiz için hazırlamıştım bu yazımı. Şehirle alakalı önemli bir konuyla bağlantılı soyut bir köşe yazısı da denebilir. Özgürlük teması ve Vice. Gittiğimiz gece kulüpleri, barlar, restoranlar, işletmeler, dehliz köşeleri, bataklıklar. Sahil kenarları, baştan uca, köşeden bucağa her nefesinde hissetmeye çalıştığımız o şey. Bazen birini baskılayarak elde ettiğimize inanıyoruz, bazen de her şeyi yapabilme kudretine eriştiğimizi düşündüğümüzde. Peki, nedir bu özgürlüğümüzün Vice Şehri’ndeki sınırları? Biraz bunu ele alalım. Şehirde güçlü iş insanları, güçlü bir kolluk kuvveti ve sokakta istihdam edilmeyi bekleyen insanlar arasında bir sosyal güç mücadelesi yaşıyoruz uzun zamandır. Peki bunların arasından saf tercih yapmak pek mümkün mü? Elbette hayır. İsteklerimiz var, aslında hiçbirisi saf bir şekilde bize ait değil. Çünkü birçoğu önümüze sürülüyor. Tıpkı hayatımızdaki tercihler gibi.
ÖZGÜRLÜĞÜN EYLEM SINIRLARI Üniversiteler, galeriler, kütüphaneler, barlar, içtiğimiz alkollerin isimleri, özgün ve özgür olma sınırlarımız... Tercihler saf tercihimiz değil çünkü şehirdeki etkileşimlerle yöneldiğimiz irade davranışıyla bunları şekillendiriyoruz. Bu da aslında hiçbir zaman tam özgür olmadığımız anlamına geliyor. Özgür olmadığımız yerde de gerçekten bir şeyi tam olarak isteyerek yapmak diye bir şey olmadığını düşünebiliriz. Özgürüm, her şeyi yapıyorum. Hapse girip çıkıyorum, istediğime saldırıyorum diyebiliriz ama gerçek değişmiyor. Sonunda ağır yaptırımlar, bozuk ilişkiler, tatmin olmayan tavırlar ve geldiğimiz noktada edindiğimiz itibarla dalga geçip geçemeyeceğimizden emin olamadığımız bir ruh hali.
EMİNSİZ VE TEREDDÜTSÜZ OLMAK MI? HADİ AMA... Önümüzde şehirdeki olaylara yönelik yapacaklarımıza dair birçok seçenek seti var ve bunlardan hangisi bizi daha iyi yere götürüp güzel hissettirecekse, içimizdeki düşünce ve duygularla konuları rasyonalize edip meşrulaştırıp lades oynuyoruz. Bazılarımız zenginliğiyle hava atarak, bazılarımız başarısıyla öne çıkarak, bazıları da korku salarak gücünü ve özgürlüğünün sınırlarını göstermek istiyor. Özgürlüğü tanımlayabilmek için sanırım onunla doğru orantılı bir kavram bulmak gerekiyor. Bunlar özgürlüğe bir şekilde değen faktörler olsa da doğrudan etkileyen faktörler arasında değil. Daha çok dolaylı etkileri var. Özgürlüğü bence doğrudan etkileyen şey “mücadele” kavramıdır. Anlayabilmek için hukuk gibi onu sınırlayan etmenlerle beraber gerçekten kamçılayan soyut kavramları da keşfetmek gerekir. Montesquieu özgürlüğü hukukla sınırlamıştı. Ben ise Roma olarak, mücadele ile özgürlüğü açıklıyorum. Mücadele para gibi bir şey değildir. Herkeste kapasite olarak bulunmaz, bir sürece ve süreçte yaşananları sindirmeyle ilişkilidir. O yüzden özgür hissetmeye daha yakın bir kavramdır. Mücadele hangi seçenekte net olacağını bilme özgürlüğüne yaklaştırır ve bu ulaşılan netlik, neyi yapmak kadar neyi yapmamak konusunda bizlere eminlik verir. İşte bu eminlik de özgürlüğümüzün kişisel sınırlarını çizme imkânını verir. Sonuç olarak karar verebilme ve keskin dönüşler yapabilme eşiği realistik olarak bizim özgürlük sınırlarımızı belirler. Peki siz ne kadar özgürlüğünüz için mücadele ediyorsunuz?
LITTLE ITALY KÜTÜPHANESİ • K:511 ROMA ROSIELLA • VICE JOURNAL |