0 Üye0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
“The Racer’s Edge’i kurarken hayalim bir kulüp değildi, bir vitrin hiç olmadı. Biz başından beri para kazanan, ayakta kalan ve sokağın kurallarını bilen bir yapı kurduk. Hız bizim imzamız olabilir ama bizi ayakta tutan şey iş. Gelirimizin büyük bir kısmı tamirhanelerden gelir. Şehirde herkesin gözünü diktiği yerler değil, kimsenin umursamadığı bölgeleri seçeriz. Tamirhane olmayan, yedek parça bulunmayan mahalleler bizim için fırsattır. Oraya gireriz, dükkân açarız, işi temiz yaparız. Müşteri kendi ayağıyla gelir. Çünkü biz arabayı sadece tamir etmeyiz, hayata döndürürüz. The Racer’s Edge olarak terk edilmiş, hurdaya çıkmış, herkesin gözden çıkardığı araçları toplarız. Paslı, dağılmış, çalışmaz halde olanları. Saatlerce, günlerce üstünde dururuz. Parça parça söker, yeniden kurarız. O araba tekrar yola çıktığında, biz zaten parasını çıkarmış oluruz. Bu iş sabır ister, dikkat ister. Bizde ikisi de var. Ama dürüst olayım, işin sadece görünen yüzü bu değil. Sokakta ayakta kalacaksan, sokağın karanlık tarafını da bilmek zorundasın. Araba hırsızlığı bizim için ayrı bir gelir kapısıdır. Plansız, amatör iş yapmayız. Çalınan araçlar direkt ortadan kaybolmaz; önce izleri silinir, kontrol noktalarından geçirilir, şehrin farklı yerlerinde dolaştırılır. Sonra The Racer’s Edge’in yeraltı noktalarına ulaşır. Orada araç ya tamamen yok edilir ya da parçalanır. Motoru bir arabaya gider, şanzımanı başka birine. O araba bir daha kimseye görünmez. Bu iş gizlilik ister. Bizim ekip bunu bilir. Gençlerimizin çoğu parasını bahisli sokak yarışlarından kazanır. Bu işte kimse zorla direksiyon başına geçmez. Kendine güvenen çıkar. Kaybeden bedelini öder. Kazanan parasını alır. Bu yarışlar sadece para için değildir. Kim olduğumuzu, ne kadar hızlı olduğumuzu kanıtladığımız yerdir. Bizim için hız bir hobi değil, bir duruştur. Bunun dışında özel sürücülük ve taşımacılık işleri yaparız. Ne taşıdığımız, nereye götürdüğümüz umurumuzda olmaz. Bizim verdiğimiz tek söz vardır: yük zamanında, sağlam ve en hızlı şekilde teslim edilir. Yolda tehdit mi var? Polisi mi var? Rakip mi var? Problem değil. Bu tarz işlerde ekip ikiye ayrılır. Bir kısım yükle ilgilenir, alternatif rotalardan ilerler. Diğerleri şehrin farklı noktalarında araba fuarları, sokak yarışları, dikkat dağıtıcı organizasyonlar yapar. Herkes oraya bakarken, asıl iş sessizce biter. Bu bir koordinasyon meselesidir. The Racer’s Edge bunu kusursuz yapar.”