Way Out’un asıl gücü de buradaydı. Arka odalarda fısıltıyla yapılan konuşmalar, bir masadan diğerine el değiştiren küçük notlar, gecenin ilerleyen saatlerinde gelen “misafirler”… Hiçbiri açıkça suç değildi. Hiçbiri doğrudan görünmezdi. Ama mekân, Vice City’nin yeraltı damarlarından biri gibi çalışırdı. Kan akmazdı belki, ama kanın nereye gideceğini burada konuşurlardı. Sabaha karşı neon tabela hâlâ yanarken, içeridekiler birer birer dağılırdı. Dışarıdan bakan biri için Way Out, gece geç saatlere kadar açık kalmış bir mahalle kulübünden ibaretti. Oysa bilenler için burası, geçmişi olan adamların geleceği yeniden pazarlık ettiği bir yerdi.