0 Üye0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
WAY OUT, gece Vice City’nin üstüne ağır ağır çökerken, asfalt hâlâ gündüzün sıcağını tutuyordur. Yol kenarındaki lambalar titrek bir sarı ışık saçar, uzaktan gelen motor sesleriyle karışan nemli hava insanın ensesine yapışır. İşte tam bu saatlerde kendini belli eder. Ne bağırarak çağırır ne de saklanır. Duvara asılı turuncu neon tabela, “buradayım” demekten çok “eğer arıyorsan, beni bulursun” der gibidir. Camdan içeri süzülen sıcak ışık, içeride oturan birkaç insanın siluetini netçe gösterir. Koltuklar yumuşak, duvarlar eski ama bakımlıdır. Tavandan sarkan ışıklar ve gelişi güzel asılmış süslemeler, buranın bir mahalle insanı tarafından sahiplenildiğini hissettirir. Kahve içenler, sessizce konuşanlar, uzun süre aynı koltukta oturmuş gibi görünen yüzler… Hepsi sıradan bir sosyal kulübün parçası gibi durur. İşte tam da bu yüzden Way Out güven verir.Way Out’un asıl gücü de buradaydı. Arka odalarda fısıltıyla yapılan konuşmalar, bir masadan diğerine el değiştiren küçük notlar, gecenin ilerleyen saatlerinde gelen “misafirler”… Hiçbiri açıkça suç değildi. Hiçbiri doğrudan görünmezdi. Ama mekân, Vice City’nin yeraltı damarlarından biri gibi çalışırdı. Kan akmazdı belki, ama kanın nereye gideceğini burada konuşurlardı. Sabaha karşı neon tabela hâlâ yanarken, içeridekiler birer birer dağılırdı. Dışarıdan bakan biri için Way Out, gece geç saatlere kadar açık kalmış bir mahalle kulübünden ibaretti. Oysa bilenler için burası, geçmişi olan adamların geleceği yeniden pazarlık ettiği bir yerdi.Burası, çıkış arayanların yeridir. Bazıları için bu çıkış, Florida sıcağında birkaç saatliğine unutulan bir hayattır. Bazıları içinse başka bir şey… Gürültüden, geçmişten, borçlardan ya da kanlı anılardan uzak durabilecekleri tek kapı burasıdır.