II — MÜKEMMELİYETÇİLİK İÇİNDE SIKIŞMIŞ RUHLAR
Mency’nin Bankacılarla Dostluğu
Clémency Larivière, hayatı olduğu gibi bırakmayı kabalık sayardı. Kahvaltısını bile özenerek yapardı; bunun gününü güzelleştirdiğine dair batıl inançları vardı. Kiralık evine bile özen gösterir, duvarları boyatır, eşyaları yenilerdi. Çekmecelerini düzenli, havlularını aynı hizada tutardı… Yakın çevresi onun bu obsesif yapısına tepki gösterse de zamanla onu kabullendi.
Sosyal medyada gördüğü influencerlara, vloggerlara fazlasıyla aldanır; izlediği bir videonun ardından kendine bir liste çıkarırdı. Alakasız şeylerdi bunlar; mesela bir vazo, pahalı bir parfüm, seramik takımı ya da evine alabileceği minik bir küllük bile olabilirdi. Her alışveriş birkaç saatlik huzur getiriyordu; ardından masada yeni bir fatura birikiyordu. Mency, hayatını güzelleştirmek için adımlar atarken bankalardan gelen aramaların ardı arkası kesilmiyordu.
Peşini bırakmayan bankacısı onu aradığında, özellikle arkadaşlarının yanındaysa, bu durumu çaktırmamak için çabalardı. Telefonda eski bir dostuyla konuşuyormuş gibi gülümser, birkaç sıcak cümlenin ardından görüşmeyi kapatırdı. Masadakiler hiçbir şey anlamazdı. Borçlarının büyüklüğünü annesi bile bilmiyordu. Clémency Larivière, hayatındaki sorunları insanlara yansıtmamayı ve kendi sorunlarını kendisi çözmeyi artık huy edinmişti.
Antidepresanını düzenli kullandığı günlerde canlı ve yorulmak bilmezdi. Oyun geceleri düzenler, pijama partileri planlar, hafta sonlarını daha salıdan doldururdu. Antidepresansız günleriyse sessizlik getirirdi. Yataktan kalkmak ağırlaşır, sevdiği insanlarla dahi kesinlikle görüşmek istemezdi. Bu hâlini dostlarından saklardı ancak bu, bir süre sonra patlak verecekti. Bu sebeple psikolog seanslarını, bunun maddi bir karşılığı olacağını bile bile artırdı.