1
Organizasyon Tanıtımları / Ynt: Inside the American Mob
« : Bugün, 01:38 »
Eddie'nin yanından ayrıldıktan sonra çeyrek final maçına resmen büyük parayı yatırmıştım; üstelik bana ait olmayan bir para ortadayken. Açık konuşayım, maçın tamamını canlı takip etmedim... Ama işin içinden biri handikapın -7.5 civarında döndüğünü söyledi. Üçüncü çeyreğin ortasına doğru... birkaç kısa telefon trafiği oldu, sonra santra oyuncusu birden sakatlık bahanesiyle kenara çekildi... Tam bir fiyasko işti. Yine de Eddie'ye vermekle bu parayı bahiste yemek aynı hesaptı. Kısasa kısas olmasını o istemişti fakat işin sonunda para bulmam gerekiyordu.

Eddie'nin yanından ayrıldığımda cebimdeki paketten çok kafamın içindeki düşünceler ağır geliyordu. Ne taşıdığımı bilmek istemiyordum; bilmemek bazen insanın kendini daha güvende hissetmesini sağlıyordu. Asıl mesele, doğru an gelene kadar normal bir insan gibi davranabilmekti.
Borcun ağırlığı omuzlarıma çökmüştü. İnsanlarla konuşurken bile aklımın bir köşesinde aynı soru dönüp duruyordu: Bunu ne zaman kapatacağım? Karşımdaki adamın söylediği en basit cümlede bile başka bir anlam arıyor, yüzündeki ifadeyi gereğinden fazla inceleyip duruyordum. Birkaç dakika sohbet edip gülümsemek bile sanki üzerime kurulmuş bir sınavdı.
Üstelik ayık kalmak düşündüğümden daha zordu. Kafamı susturmak için alıştığım şeyler bu kez işe yaramıyordu; tam tersine, her şeyi daha fazla düşünmeme neden oluyordu. Bir yandan borç, diğer yandan Eddie'nin verdiği paketin sorumluluğu... İkisinin arasında sıkışıp kalmıştım. Eddie bana paketi vermeden önce "Eğer bu işi bugün yapamazsak teslim edeceğimi söylediğim paradan daha büyük dertlerimiz olacak." diyerek elime tutuşturmuştu.
Müşterilerin çoğuyla sohbet ederek günü geçirirken koltuğumun altına sakladığım paketle birlikte dolu dolu bir gün geçirdim. Akşam saatleri yaklaşıncaysa o adam arabaya bindi. Tam anlamıyla jilet gibi giyinen bir adamdı. Parfümünün kokusu taksiyi kapladıktan sonra günlük hayatla ilgili konuşmaya çalıştım. Bazıları size cevap vermez, bazıları bundan keyif alır. Adam cevap vermeyenlerdendi, tek kelime "Evet", "Hayır" "Öyle mi?" gibi tepkileriyle bir sürüş gerçekleştirirken plaza çocuklarından birisi olduğunu anlamam uzun sürmedi. Bir süre sonraysa söylemesi gereken şeyi söyledi.
İletileri Göster








