Vice City dışarıdan bakıldığında palmiyelerin, lüks araçların ve neon ışıklarının şehri gibi görünür. Ama benim doğup büyüdüğüm sokaklarda neon ışıkları sadece karanlık köşeleri gizlemeye yarardı. Hayatı çocukluğumdan beri bir terazi gibi gördüm; bir tarafta şehrin yuttuğu masum insanlar, diğer tarafta ise kuralları hiçe sayan bir kaos.[/color]
190 boyunda, iri yarı bir adam olmak size sokakta bir saygı kazandırabilir ama huzur vermez. Ben gücün sadece kas kütlesiyle ya da silahla ölçülmediğini erken yaşta öğrendim. Asıl güç, sokakta herkes çıldırmışken soğukkanlı kalabilmekte, o karmaşanın ortasında durup 'dur' diyebilmektedir. İnsanlar polise baktığında sadece bir üniforma görür; ben ise o üniformanın arkasında şehri ayakta tutan son barajı görüyorum. Benim penceremden bakıldığında bu şehir bir savaş alanı değil, kurtarılması gereken bir yuvadır.
Özel güvenlik sektöründe 4 yıl boyunca VIP korumalık ve saha devriyesi yaptım. Para kazanıyordum, işimi yapıyordum ama içimde hep eksik olan bir şeyler vardı. Zengin bir adamın kapısında beklemek ya da özel bir mülkü korumak benim ruhumu doyurmuyordı. Ben rozeti göğsüme takıp o devriye aracının direksiyonuna geçmek istiyordum.[/color]
VCPD benim için sadece bir iş kapısı veya kariyer basamağı değil. Bu departman, Vice City'nin kaotik sokaklarında adaleti sağlayan tek gerçek güç. Akademideki ve sahadaki uzun, yıpratıcı süreç beni korkutmuyor; aksine sabırsızlandırıyor. O rozeti hakkıyla taşımak, gece vardiyasında siren sesleri arasında partnerimin arkasını kollamak ve bir vatandaşın 'teşekkür ederim memur bey' demesini duymak benim bu hayattaki tek ana motivasyonum. Ben bu mesleğe anlık bir hevesle değil, bir ömür koymak için geliyorum.